Taşınmaz Mülkiyet

Gayrimenkul hukuku, alan bakımından çok geniş bir alandır. Aynı zamanda fazlaca teknik olduğu için mutlaka bir uzman yardımı alınması gereken bir konudur. Geçmişten günümüze gelen örnekleri incelediğimizde, gayrimenkul hukuku konusunda uzmanlar tarafından destek alınmadığı zaman birey açısından çok büyük mağduriyetler yaşanmasının kaçınılmaz olduğu gözlerden kaçmamaktadır. Gayrimenkul yani taşınmaz davalarda, özel tapu davalarında, meni müdahale davalarında, ortaklıkla alakalı izale i şuyu davalarında, tapu tescili ile alakalı davalarda, kamu davalarında, tapu kadastro davalarında ve tüm gayrimenkul davalarında İzmir Aliağa’da hizmet veren Avukat Sinan Eroğlu ile görüşebilir, https://www.sinaneroglu.av.tr/faaliyet-alanlarimiz/gayrimenkul-hukuku/ üzerinden profesyonel yardım alabilirsiniz.

Taşınmaz Mülkiyeti Kazanma Yolları

Taşınmaz mülkiyetin üç farklı konusu vardır. Bunlar;

  • Araziler,
  • Tapu kütüğünde ayrı sayfalara kaydedilen bağımsız ve sürekli olan haklar,
  • Kat mülkiyeti kütüğüne kaydedilen bağımsız kısımlar.

Taşınmaz mülkiyeti tescil ile kazanılır. Miraslar, mahkeme kararları, cebrî olan icralar, işgal edilen taşınmazlar, taşınmazın kamulaştırılması ile kanunda belirtilen diğer haller mülkiyet tescilinden önce kazanılır. Fakat, bu gibi durumlarda mülk sahibinin mülkiyle alakalı tasarruf işlemi yapabilmesi için, mülkün tapu kütüğüne mutlaka tescil edilmiş olması gerekmektedir.

Bunun için 5 farklı yol vardır. Bunlar;

  • Hukuki İşlem Yolu: Taşınmazın devri ile alakalı olan sözleşme ile resmiyet kazanmasıdır. Yalnız istisnai durum olan ölüme bağlı tasarruflar ve mal üzerindeki sözleşmeler kendilerine özgü hallere tâbi tutulur.
  • İşgal Yolu: Eğer mülk sahibi taşınmaz mülkiyetini terk etmişse, bir başkası tarafından işgal edilerek tapuya kayıtlı taşınmaz kazanılabilir. Tapu kütüğüne kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal ile kazanım söz konusu değildir.
  • Yeni Arazi Oluşması: Birikme, dolma, toprak kayması gibi ya da kamuya ait suların yer değiştirerek yeni araziler oluşturması gibi sebepler ile oluşan yeni araziler Devlete aittir. Devlet isterse bu araziyi mağduriyet yaşayan vatandaşa verebilir.
  • Arazi Kayması: Sınır değişikliğini gerektirmez.
  • Heyelan: Arazi kaymasıyla alakalı hüküm heyelan bölgelerinde uygulanır.